YTÜ Yemekhane Menüsü: ytukampus.com/yemek
Umarım rahatsız edici olmucak. Erkek yada kız olun farketmez kim olursanız olun birini ya düzgünce sevin ya da hiç sevmeyin. Kimse kimsenin oyuncağı ya da gönül hoş etme merkezi değil. Sevilip kendin tatmin olup karşındakine sevgini göstermemek. Sevmek canın istediğinde var olup yorulduğunda ortadan kaybolmak değildir. Sevmek bir insanın kalbine girdiğini fark ettiğin anda sorumluluk almaktır. Çünkü birine “yaklaştığında” onun dünyasında bir yer edinirsin sözlerinle bakışlarınla, varlığınla iz bırakırsın. Ve o izler sen fark etmeden bile derinleşir. Erkek olman ya da kadın olman hiçbir şeyi değiştirmez. Mesele kim olduğun değil, nasıl sevdiğindir. Seviyor gibi yapmak, belirsizlikle oyalamak, “belki”lerle birini ayakta tutmak sessiz bir yaralamadır. Kimse senin kararsız ruh hâlini dengelemek zorunda değil. Birini hayatına alıyorsan, onun da kalbini aldığını unutma. Sadece güzel anları değil; korkularını, beklentilerini, umutlarını da. “Ben böyleyim” demek, başkasının canını acıtmaya bahane olamaz. Çünkü olgunluk, kendini olduğu gibi kabul ettirmek değil; başkasına zarar vermeyecek hâle gelmektir. Kimse kimsenin oyuncağı değil. Kimse sadece ilgi verilsin diye elde tutulan bir yedek plan hiç değil.Birini seviyorsan bunu netlikle göster. Kalamayacaksan, cesaretle git. Ama arada bırakma. Çünkü belirsizlik, en ağır yüklerden biridir. Ya gerçekten sev. Tüm kusurlarıyla korkularıyla kırılganlığıyla. Ya da hiç sevme. Ama yarım kalmış cümleler, tutulmamış sözler, eksik sevgiler bırakma ardında. İnsanlar güçlü görünür ama kalpleri sandığından çok daha kolay yorulur. Birini kaybetmek bazen acıtır ama seviliyormuş gibi hissettirilip yalnız bırakılmak, insanın içinden bir parça koparır. Gidecek bir yerim yok söyleyecek kimsemde.