YTÜ Yemekhane Menüsü: ytukampus.com/yemek
16 Haziran gecesi saat 23.00 civarında C zeminden molaya çıkan arkadaşların arasından birinin, sürekli gördüğü bir kişi hakkında “NPC” diyerek konuştuğunu ve üzerine birkaç şey daha eklediğini duydum. O sırada kütüphane merdivenlerinden inerken kulak misafiri oldum. Açıkçası bu durum beni rahatsız etti.
Şimdi ablacım, tanımadığın bir insan hakkında yanındaki insanlara bu kadar rahat şekilde yorum yapma, ithamda bulunma ya da onu küçümseme hakkını sana kim verdi bilmiyorum. YTÜ gibi bir okulda okuyup da hakkında hiçbir şey bilmediğin insanlar hakkında bu kadar kolay hüküm verebilmen, açık konuşayım, insanın vizyonunu ve karakterini de bir noktada ortaya koyuyor.
Bir insanı birkaç kez görmek, onun hakkında fikir sahibi olmak için yeterli değil. O kişinin hayatını bilmiyorsun, neler yaşadığını bilmiyorsun, ne için mücadele ettiğini bilmiyorsun, hayattaki amaçlarını, hayallerini, karakterini bilmiyorsun. Belki oturup iki sohbet etsen, bugün söylediğin şeylerin hiçbirini söylemeyeceksin.
Biraz empati yapmanı tavsiye ediyorum. Bahsettiğin kişinin yerine kendini koy. Birileri senin hakkında senin haberin olmadan olumsuz yorumlar yapıyor, başka insanlara seni kötü anlatıyor, insanların sana bakış açısını etkiliyor. Sen bunların hiçbirinden haberdar değilsin ama etrafında sana karşı önyargıyla yaklaşan insanlar, sana farklı bakan gözler olacak. Böyle bir durumda ne hissederdin?
Sürekli denk geliyor olman da hiçbir şeyi değiştirmiyor. Bir insanı görmek, onu tanımak değildir. Tanımadığın bir insan hakkında kesin yargılara varmak da doğru değildir.
Bahsettiğin kişi kimse, bence ona bir özür borçlusun. Çünkü bazen birkaç saniyede söylenen sözler, karşımızdaki insanın hiç hak etmediği bir yük hâline gelebiliyor. Üç günlük dünyada kimsenin kalbini kırmaya, arkasından konuşmaya ya da hakkına girmeye değmez.
Ah ablam ah… İnsanları yargılamak kolaydır; zor olan, onları anlamaya çalışmaktır. Senden de bir düşünüp anlamanı bekliyorum. İnanıyorum, sen de başaracaksın.