YTÜ Yemekhane Menüsü: ytukampus.com/yemek
ARTIK KİMSE AŞIK OLMUYOR!
Bir film izledim tavsiye ederim adı: Elvada Lenin.
90’ların doğu almanyasında sovyetler yıkılmadan hemen önceki dönemde yaşayan son derece sosyalist bir ailenin yaşamı konu alınıyor. Orada dikkatimi çeken şu oldu, ithal mallar alternatifleri olmasa bile kesinlikle yasaklı. Halk, başta yanlarındaki batı almanya olmak üzere dünyanın diğer ülkelerindeki tüketim mallarına o kadar imreniyor ki. Çok sınırlı çeşit ve kısıtlı olarak tüketim mallarına erişim var, bu kısıt yokluktan değil yerli malı teşviki için yapılan bir uygulama. Berlin duvarı yıkıldıktan sonra halk sınırı geçip saatler, pantolonlar, elbiseler alıyor, fastfood yiyip cola içiyorlar ithal sigaraları tüttürüyorlar. Çok büyük bir refaha ulaşmış oluyorlar ve yüzleri gülüyor.
Maalesef şu an AŞK konusunda tam bu durumdayız. AŞK şu anda tamamen kısıtlanmış durumda ama bunu devlet değil insanların kendisi yapıyor. İnsanlar tek başlarına yürüyebilmek için AŞKI görmüyorlar. Aslında görüyorlar da biliyorlar da ama işte bir kalıp var ya ben buyum kalıbı insan kendini bir kere bu kalıba koyarsa o inattan hiç kurtulamıyor. Ben herkesin kararına saygı duyuyorum yalnız olan yalnız olur veya istediğini seçer benim demek istediğim o da sevmek istiyor ama sırf kendine olan inadından kendine sıkıntı yaratıyor. Yani inadı sürdürsen ne olacak kendini mi yenmiş olacaksın adın soyadını mı yenecek? Çağrı yapıyorum gelin inadımızdan vazgeçelim, sevelim sevilelim. Hem kendimize yenilsek ne olacak zaten her gün yenilmiyor muyuz?